Dünyadaki Müslümanların Yaşam Koşulları

Biz dünya çapında Müslümanlar'ın yaşamlarını gözlemliyoruz ve size onların hayatları hakkında doğru haberler iletiyoruz.. Bu faaliyetlerimiz dünya çapında yapılıyor.. Bu projeyi, zor durumda kalan Müslüman kardeşlerimiz hakkında sizleri bilinçlendirmek amacıyla yapıyoruz.

Tanzanya’da İslami Hayat ve Müslümanlar

Tanzanya, geniş çaplı misyonerlik faaliyetleri ve gelişme projeleri sebebiyle Afrika’nın en çok tanınan ülkelerinden biri. Başbakan Julius Nyerere’nin 1960’lı ve 70’li yıllardaki idealist sosyalist politikaları Tanzanya’yı Batılılar için çekici bir ülke kılmıştır. Eski adıyla Tanganyika, 1961’de İngiliz sömürge hükümetine karşı bağımsızlığını kazanmış ve üç yıl sonra da Zengibar adasıyla birleşerek Tanzanya adını almış. Birleşik federasyonun resmi dili Sevahili olup, yüksek okul ve ticarette halen sömürgeci dil olan İngilizce geçerlidir. Diğer Afrika ülkelerinde olduğu gibi Tanzanya’da da Hıristiyan ve Müslümanların kesin nüfusu ve oranı siyasi bir sorun niteliğindedir. Hıristiyan ve Müslüman kuruluşların yaptıkları istatistikler gerçekçi değildir. Fakat şu bir gerçek ki, son on yıldır hem Müslümanların, hem de Hıristiyanların sayısı büyük oranda artmaktadır. Ancak hangisinin daha hızla artış gösterdiğini tespit etmek zordur. Belki de Müslümanların sayısı daha fazladır. Fakat bu yükseliş bilinçli olarak az gösterilmektedir. Hatta bu yüzden olacak, Papa Hıristiyanların İslam memleketlerinde daha aktif olmalarını ve Hıristiyanlığı yaymalarını emretmektedir. Bununla birlikte genel olarak nüfusun üçte birinin Müslüman, üçte birinin Hıristiyan ve geri kalanının da geleneksel pagan dinlere mensup olduğu kaynaklarda belirtilmektedir.

Tanzanya çocuklari

Tanzanya toplumunun heterojen ve zengin karakterini, dini kesimlerde de görmek mümkündür. Hem Hıristiyanlar hem de Müslümanlar arasında çok çeşitli gruplar yer almaktadır. Tanzanya’daki Müslümanların büyük çoğunluğunu Ehli Sünnet vel-Cemaat akaidine bağlı Sünni Müslümanlar oluşturmaktadır. Genellikle Şafi mezhebinin şeriat geleneğini benimsemektedirler. Hint-Pakistan kökenliler genellikle Hanefi mezhebine ve Yemen kökenli küçük bir grup ise Maliki ve Hanbeli mezhebine bağlıdır. Hanefiler arasında, 1958’den beri düzenli olarak Doğu Afrika’yı ziyaret eden Hindistanlı Şeyh Ahmed-Şah Kadiri Buhari’nin önderliğindeki Kadiriler bulunmaktadır. Tanzanya’nın Umman kökenli Müslümanları çoğunlukla Hariciye mezhebinin modernize edilmiş bir kolu olan İbadiyye mezhebine bağlıdırlar. Azınlık olan Şiiler ise, çoğunlukla Asya kökenliler olup bağlı oldukları imamlarına göre, İmami, İsmaili, Caferi ve Bohra (ya da Vohra) olarak ayrılırlar. Tanzanya Şiileri arasında, küçük fakat aktif bir grup olan Ahmadiyye Şiileri de yer alır. Şiiler Doğu Afrika’ya sömürge döneminde gelmiş ve yerli halkla kaynaşmayıp seküler yaşamakta olan bir azınlık grubudur. Şehirlerde ve büyük kasabalarda yaşayan ve ticaret, işletme, yatırımla uğraşan Tanzanya Şiilerinin büyük bir kesimi son on yılda Avrupa ve Amerika’ya göç etmişlerdir. Özellikle İsmaili ve Aga Khan Şiileri kendi okullarını, hastane, kütüphane, mescit, konut, otel ve benzeri sosyal binalarını kurmuşlar. Siyah Afrikalılarla sınırlı ilişki içinde bulunurlar. Bu grubun tersine İmami Şiileri, “Bilal Misyonu” adıyla siyahlar arasında faal olmaya çalışmışlarsa da fazla başarılı olamamışlar. Tanzanya’da bu farklı Müslüman gruplardan her birinin camileri ve özel okulları var. Okulları büyük bir gayretle işletiyorlar. Siyah Afrikalı Müslümanlar, Arap, İran, Hint, Pakistan, Yemen gibi diğer kökenlerden Müslümanlarla iç içeler. Hatta Müslüman olmayan Hıristiyan aileler de çocuklarını Arap okullarına, Hint veya Şii okullarına gönderiyorlar. Ayrıca çok popüler imamları var. Bunlar umumen Müslümanları ilgilendiren konularda öncülük ederler; bilhassa Ramazan’da ru’yet-i hilal ve bayram günlerini ilan ederler.

Tanzanya’da, hatta tüm Doğu Afrika’da tasavvuf Müslümanlar arasında önemli bir yere sahip. Sufiler, imani ve şer’i esaslara bağlılık ve İslam’ın günlük hayata geçirilmesi konularında diğer Müslüman kesimlerden daha hassas ve başarılılar. Tanzanya’daki en geniş tarikat Kadiriyye’dir ve kendi içinde çok sayıda kollara ayrılır. Tanzanya’da bu tarikatın temeli, Somali şeyhi Üveys bin Muhammed’in 1880’de Zengibar sultanının daveti üzerine adaya gelişine dayanmaktadır. Sevahililer arasında “Şehu Awesu” olarak bilinen Şeyh Uveys, Zengibarlılara ve oradan da ana kara Tanzanya’ya Kadiriyye yolunun usullerini tanıttığı pek çok ziyaret yapmış ve bu tarikat, Tanzanya içlerinden Kongo’ya kadar ulaşmıştır. Kadiriyye’nin kolları sesli zikir yapılan zikir meclisleriyle, Şeyh Zahur bin Muhammed liderliğinde Tabora’da, Şeyh Ramiya olarak tanınan köle asıllı Halif Yahya bin Abdullah liderliğinde Bagamoyo, Darüs-Selam ve Tanga’da yerleşmiştir. Doğu Afrika’ya Komor Adaları’ndan gelen Şazeliyye tarikatı ise, Halif Husayn bin Mahmud’un liderliğinde Tanzanya’nın Kilve bölgesinden tüm Doğu Afrika’ya yayılmıştır. Sufilerin başlıca faaliyetleri, düzenli zikir toplantılarının yanı sıra Hazreti Muhammed (sav)’in doğumu olan Mevlit (maulidi) kutlamalarıdır. Tanzanya’da Hazreti Muhammed (sav)’in doğumu olan mevlit, ulusal tatil olarak ve Sevahili dilinde mevlit okunarak kutlanmaktadır. Sufilele ilgili diğer bir özellik de, geleneksel olarak Arap kökenli olan ulemanın aksine, sufi liderlerin siyah Afrikalı ve şeriat ilimlerinde eğitimli, toplumun değer verdiği önemli şahsiyetler olmalarıdır.

mescidi kadinlari

Cemaat-i Tebliğ denen ve aslen Hindistan’da doğan grup, burada da aynı geleneksel metotlarıyla çalışıyorlar. Bunlar kasaba kasaba, şehir şehir gezer, birkaç gün kalırlar. Camilerde konuşurlar ve yerli taraftarlarıyla çevredeki evlere giderek Müslüman kimseleri camiye davet ederler. Camilerde gece ibadet ederler ve ders yaparlar. Mensuplarını hicrete, Allah için yerini yurdunu terk etmeye ve dava yapmaya teşvik ederler. Bazıları bir yıl gibi bir uzun müddeti böyle Allah için yollarda ve uzaklarda ve çok sade bir hayat içinde geçirirler. Cemaat-i Tebliğ, Afrika’da önemli bir harekettir. Gitmedikleri yer ve ülke yok gibidir. Özel bir düşünceleri ve metotları vardır ve bazen aralarına İslamiyet’i hiç bilmeyen insanları alıp onlara İslam’ı öğretmeye uğraşırlar.

Beyt el- Acaib

Tanzanya’da Müslümanlarla Hıristiyanlar arasındaki ilişki genel olarak uyumludur. Ara sıra tansiyon yükselten tartışmalar olsa da bunlar toplumda yüzeysel kalmakta ve ciddi çatışmalara dönüşmemektedir. Ancak son yıllarda Hıristiyan fanatiklerin artması, Müslümanlarla Hıristiyanlar arasında tartışmaların yaşanmasına sebep olmaktadır. Tabii Müslümana hayat hakkı tanımayan, onlar canlanmasın diye gözleyen Hıristiyan grup ve teşkilatlar da yok değil.
Tanzanya’da pek azı resmi kayıtlı, çoğu resmi olmayan çok sayıda Hıristiyan ve Müslüman sivil toplum örgütü bulunuyor. Bir kısım İslami kuruluş, Tanzanya’da İslami hükümet idealini savunurken, çoğunluğu ise ilmi yayınlar ve toplantılar yoluyla Müslümanlara entelektüel hizmet götürmeye çalışıyor. Tanzanya’daki belli başlı Müslüman kuruluşlar ve faaliyetleri ise şunlar:
1- Warsha ya Waandishi wa Kiislam (İslami Yazarlar Çalışma Grubu): 1975’de kurulmuş bir gruptur. Eğitim en önemli esaslarındandır. Çok sayıda genç ve eğitimli üyeye sahiptir. Merkezi Darüs-Selam’ın Kuba Mescidinde bulunan teşkilat, İslami kurslar düzenlemektedir. İslam ekonomisi, Ramazan’da oruç ve İslam’ın şartları gibi dini içerikli kitaplar yayımlamaktadır.
2- BALUKTA Baraza la Uendelazaji Koran Tanzania (Tanzanya Kuran Konseyi): 1987’de kurulmuş olan konseyin amacı, Kuran okumayı ve hafızlığı teşvik etmek, Müslüman okullara maddi destek sağlayarak finans ve araç-gereç desteği ile İslam’ı yaymaktır. Ayrıca İslami yüksek eğitim sağlayan merkezler ve enstitüler açmak, konferanslar düzenlemek ve yayınlar yapmak önemli faaliyet alanlarındandır. Daha çok yaşlı üyelerden oluşan bu teşkilat, Nisan 1993’te, başkanları Şeyh Yahya Hüseyin’in önderliğinde Darüs-Selam’da domuz eti satan kasaplara karşı eyleme katılmıştır. Bu eylemde üç mezbahane yıkılmış ve Şeyh Yahya Hüseyin’in de içinde bulunduğu 30 kişi tutuklanmıştır.
3- The Dar es-Salaam University Muslim Trusteeship (Darüs-Selam Üniversitesi Müslümanlar Vakfı): Eğitim alanında Müslümanlar yararına faaliyet gösteren bir diğer kuruluştur. Üniversite seviyesinde, devlet yönetiminde ve akademik konumlardaki Müslümanların sayısını tespit etmek üzere istatistikler yapmaktadır. Vakfın üyeleri, bir yaşam biçimi olarak İslam’ın doğru ve daha iyi anlaşılmasını teşvik etmekte ve bu konuda çalışmalar yapmaktadır.
4- Baraza Kuu la Jumuia na Taasisi za Kiislam (İslami Kuruluşlar Üst Konseyi): 1992’de kurulmuş olan bu konsey üyelerinin çoğunluğu Üniversite çalışanlarından oluşmaktadır. Ülkedeki tüm Müslüman kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak ve faaliyetlerini birleştirmek amacıyla çalışmalar yapar. Hükümet bu çalışmaları yakından takip eder.
5- The World Council of Mosques (Dünya Camiler Konseyi): Merkezi Suudi Arabistan-Cidde’de olan bu konseyin Darüs-Selam’da bir şubesi bulunuyor. Konsey, Vahhabi akımını temsil etmekte ve bölgesel İslami hareketleri desteklemektedir. Yönetimi bir İslam devletine dönüştürecek devrimci faaliyetleri teşvik etmektedir.
Bunların yanı sıra genç Müslümanlardan oluşan Tanzanya Müslüman Öğrenciler Vakfı (TAMSA-Tazania Muslim Student Association), adı altında üniversitelerde talebeler tarafından cemiyetler kurulmaktadır. Bunlar uzun müddet faaliyet icra etmektedirler. Mezunlar ve halktan kimseler de katkıda bulunmaktadırlar. Öğrenci merkezlerinde cuma namazları, teravihler, bayram namazları kılmaktalar ve konferanslar tertiplemekteler. Tanzanya Müslüman Profesyoneller Teşkilatı (TAMPRO-Tanzania Muslim Professionals Organization) gibi daha pek çok vakıf ve dernekler de var. Düzenli olarak İslami içerikli Al-Minarat, An-Nur, Al-Mizan gibi Sevahili dilinde dergi ve gazeteler yayımlamakta, Arapça ve İslami ilimlerde uzun ve kısa kurslar düzenlemektedirler. Takdire şayan projeleri ve gayretleri var.

Ayrıca son yıllarda, Zengibar’ın İslam Konferansı Örgütü’ne (İKÖ) üyeliği söz konusu olmuş ve tartışılmıştır. Ancak Hıristiyan liderler tarafından, Tanzanya’nın laik yapısına aykırı olacağı iddiasıyla buna şiddetle karşı çıkılmıştır. Bu tür tepkiler ve Tanzanya-Zengibar birliğinin bozulması riski karşısında Zengibar hükümeti İKÖ üyeliği kararından vazgeçmek zorunda kalmıştır.


Bugün Tanzanya’da birtakım siyasi kısıtlılıklara rağmen camilerin sayısı günden güne artmakta, İslami giyim tarzı toplumda giderek popülerlik kazanmakta, her Cuma, Cuma namazı ve hutbesi ulusal TV kanalından naklen yayımlanmakta, hocalar cadde ve meydanlarda halka açık vaazlar sunmakta, yabancılara İslamı tanıtıcı broşür ve makaleler dağıtılmakta ve dini içerikli kaset ve videolar Müslümanlar arasında yaygınlaşmaktadır. Okullarda ve kamusal mekanmekânlarda İslami giyim tarzına yönelik herhangi bir sınırlandırmaya gidilmemektedir. Zira bu tarz giyim, bir nevi Sevahili kültürünün parçası ve toplumda yerleşik bir giyim tarzı olarak algılanmaktadır.
Burada camiler ve mescitler İslam’ın en önemli timsali. Cami Müslümanların buluşabildiği ve sohbet edip, ders yaptığı bir yerdir. Camilerin pek çoğunda çocuklara Kuran ve dini bilgilerin öğretildiği bir medrese var. Müslüman çocuklar okul çıkışlarında ya da hafta sonlarında buralara devam ederler. Ancak cami ve medreselerin bir hayli bakımsız olduğunu ifade etmeliyim. Alışık olduğumuz, yerleri halı kaplı, pırıl pırıl avizeli, mihrabı, duvarları, kapıları süslemeli camiler yerine basit, zemininde hasır veya muşamba serili, tozlu, bazen yıpranmış, yıkılmış camiler görürsünüz. Zaman zaman cami ve medreselerin bakımı, tuvalet veya abdestliklerin tamiratı gibi işler için cemaatten yardım toplanmaktadır. Bir de Kuveyt, İran, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi Müslüman ülkelerin vakıf ve fonları aracılığıyla en ücra köy ve kasabalara kadar gidilip cami ve medreseler yapılmaktadır. Su bulunmayan yerlere su kuyuları açılmakta ve Müslüman yerli halka yardım götürülmektedir.
İnsan hayret ediyor; buralarda hilafet konuları, şeriat konuları tabu değil. Konuşanlar var. O gözle bakanlar var. Laiklik de çok farklı. Kiliseler politikanın her sahasında fikir beyan ederler ve bildiri yayımlarlar. TV’de konuşurlar ve devlet idaresini ve devlet başkanını tenkit ederler. Zaten devlet kademelerinin çoğu Hıristiyanları istihdam ediyor. Buralarda namaz kılmayan bir Müslümanın kafir olabileceğine inanan kimselere de rastlanıyor. O kadar radikal olan kimseler de yok değil. Öyle Müslümanlara rastlamak mümkün ki, Kuranın dediğini ve Hz. Peygamber (sav)’in yaptıklarını bilmek, anlamak ve yapmak konusunda son derece gayretliler. Kuran’ı ve hadisi eğmek ve bükmek istemiyorlar. Bazı Müslümanlar için sakal, bıyık ve başörtüsü son derece önemli. Müslümanlar arasında böyleleri oldugu gibi, İslamiyet’i unutmuş ve hemen hemen hiçbir şey bilmeyen gençler de pek çok. Bu gençlerden temiz karakterli ve çalışkan olanları görünce onlara yardımdan uzak kalındığı için İslam alimlerinin ne kadar büyük ihmal içinde olduklarını düşünüyor insan. Türk-İslam anlayışı, İslam’ın kardeşçe ve kucaklayıcı bir tarzda sunuluşu ve algılandırılması lazım. Misyonerler gibi halkla yatıp kalkan ve onlarla hem-dert olan bir ekip faaliyeti gerekiyor.
Bölgede Müslümanların problemlerine gelince, problem çok. Öncelikli sorunları fakirlik. Öyle ki, fakirlik safveti ve ihlası silip süpürüyor. Müslümanlardan bir kısmı zor hayat koşulları sebebiyle İslam’ı pratik hayata geçirmeyi, dinin icaplarını yerine getirmeyi düşünecek durumda değiller. Çoluğunu çocuğunu besleyecek, okula gönderecek, hastalıklarında tedavi ettirecek imkanimkânlardan uzak ve son derece düşük bir hayat standardında yaşamaktalar. Diğer yandan toplumsal olarak da Müslümanların eğitim, öğretim ve dini faaliyetlerini yürütme ve geliştirme imkanimkânları fakirlik ve destekten yoksunluk nedeniyle son derece kısıtlı. Müslüman okullar ve camiler bakımsız ve kaynaktan yoksun. İslam toplumu, fakirlikle birlikte, İslami ilimleri yeni nesillere aktaracak alim, hoca, medrese, hatta ibadethane, dini yayın ve medya kaynaklarının yetersizliğinden dolayı zayıf ve mağdur durumda. Oysa Hıristiyanların bu tür imkanimkânları misyonerlerin katkılarıyla her geçen gün biraz daha artmakta. Üniversite seviyesine kadar gelebilmiş ve üniversite okuma şansı yakalamış olan Müslüman gençlerin sayısı oldukça az. Bunların hemen hepsi, sosyal koşullar nedeniyle İslami ilimler yerine mühendislik, bilgisayar, fizik ve matematik gibi ilimler okumayı tercih etmekteler. Dolayısıyla ülkede ilahiyat ve İslami ilimler konularında yetişmiş genç Müslümanların bulunmaması, yeni neslin İslamı yaşayabilecek kapasite ve bilgiye ulaşamamasına sebep olmakta.

“Bu sorunların çözümü neler olabilir?” sorusuna gelince, insanın aklına ilk etapta şunlar geliyor:
1- Öncelikle Müslümanların burada iyi bir üniversite kurmaları önemli bir zaruret. Morogoro’daki teşebbüs yeterli değil. Ciddi ve tam teşekküllü bir üniversite için zengin Müslüman ülkelerin ve ihlaslı Müslümanların desteğine, İslam aleminin çoğunlukla Amerika’da yaşayan akademisyen ve alimlerine acil ihtiyaç var. Böyle bir üniversite her sahada eğitim vermelidir. İsteyen Müslüman öğrenciler orada yüksek lisans ve doktora çalışmaları da yaparlar. Üniversite bünyesinde caminin de bulunduğu kapsamlı bir ilahiyat fakültesi de kurulmalıdır. Burada Afrikalı güçlü bir alim kadrosu yetiştirilmelidir. Civar Afrika ülkelerinden gençler de buraya gelip tahsil görmeliler. Böylece Doğu Afrika tarihte olduğu gibi Müslümanlar için yeniden ilim yuvası haline gelebilir.
2- Daha fazla yayın yapma ihtiyacı vardır. Arapça yazılmış kitaplar ve hatta Urduca ve Türkçe İslami eserler, kaynak kitaplar da Sevahilice’ye tercüme edilmelidir. Bunun için kuvvetli bir tercüme bürosu, güçlü bir İslami kütüphane, geniş kapasiteli bir yayınevi ve matbaa kurulması zaruridir.
3- TV, radyo ve gazetelerde İslami yayınlar ve programlar arttırılmalıdır. Zengibar’dan Sevahilice yayın yapan İslami bir radyo var. Ama bu yeterli değil. Başka İslami radyolar ve TV kanalları kurulmalıdır. Ancak bütün bunlar için yeterli maddi altyapı ve ekip sağlanmalıdır. Hıristiyanlar medyayı çok fazla kullanma imkanimkânına sahipler. Müslümanların da, bilhassa çocukları eğitmek amacıyla medyayı kullanması gerekmektedir. Kalitesiz, eğitim, öğretim ve toplumun bilinçlendirilmesinden uzak programlar, alkollü içki ve sigara reklamları, ahlak bozucu dizi ve filmler bilhassa çocuklarda daha çok küçük yaşlarda ahlaki ve psikolojik bozulmalara sebep olmaktadır. Bu tür yayınların da etkisiyle, toplumda AIDS çocuk yaşlara kadar ilerlemiş durumdadır. Bu sebeple İslami ve ahlaki yayınlarla bu boşluğun doldurulması gerekmektedir.
4- Müslümanların siyasi hayatta yer almaları gerekmektedir. Müslümanlar sivil toplum kuruluşları oluşturarak, istek ve ihtiyaçlarını yönetim kadrolarına ulaştırıp çözüme kavuşturma yollarını aramalıdırlar. Maalesef Tanzanya’da Müslümanlar teknik konularda ve sosyal hususlarda yeterli değiller.
Sonuç olarak tüm İslam alemi içinde Doğu Afrika İslamı, bilhassa Tanzanya İslamı önemli ve ayrıcalıklı bir yere sahiptir. İslam medeniyeti, tüm kıtaya Doğu Afrika sahillerinden, Zengibar ve Tanzanya topraklarından yayılmıştır. Yerli siyahların İslam’a olan sevgi ve bağlılıklarıyla yeşerip kuvvetlenmiştir. Onların İslam sevgisi ve bağlılıkları kara kıtayı nurlandırıp gerçek anlamda bir özgürlük, insanlık, huzur ve kalkınma getirmiştir. Kölelikten kurtulma, bağımsız ve özgür milletler olarak var olma mücadelelerinde İslam her daim hareket gücü ve dayanak noktası olmuştur. İslam, bugün her ne kadar çeşitli sorunlar yaşasa da bu toprakların ayrılmaz parçası, özü, kültürü, dünya görüşü ve hayat kaynağıdır. Tanzanya, Afrika Müslümanlarına destek konusunda, tüm İslam kardeşliği müdafilerine, hizmet aşığı müminlere, gönül dostlarına, ilim ve irfan neferlerine ve İslam’ın evrenselliğine inanan tüm aydın bakışlara kucak açmış beklemektedir.

kaynak : Tikyain

Dosya ile ilgili :

Tanzanya’da Ramazan’ı Yaşarken

Tanzanya

Reklamlar

About Mohamed Aymane Zizi

Aged 25 years old, Studying in Turkey Computer engeneering , Activists for Human rights , And for liberity of Palestine , thinker for truth .

3 comments on “Tanzanya’da İslami Hayat ve Müslümanlar

  1. Geri bildirim: Tanzanya’da Ramazan’ı Yaşarken « Dünyadaki Müslümanların Yaşam Koşulları

  2. Geri bildirim: Tanzanya'da Ramazan'ı Yaşarken - Ahvâl-i Müslimin

  3. Geri bildirim: Tanzanya - Ahvâl-i Müslimin

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on Ağustos 23, 2012 by in Afrika, Afrika'nın orta-doğu, Dünyada Müslümanlar and tagged , , , , , , , , , .
%d blogcu bunu beğendi: